14 Nisan 2009 Salı

...

İnsan gruplarını bir başka değişle toplumları geçmişten bu güne taşıyan, onların yaşam tarzlarına ışık tutan, birlikteliklerini pekiştiren, vatan, bayrak, din gibi kutsal kavramların yanı sıra yüzyıllardır biriktirdikleri; gelenek ve görenekleridir. Toplumların birbirleriyle olan ilişkilerini, olaylara verdikleri tepkileri topraktan suyu kökleriyle alıp yapraklarına ulaştıran bir ağaca benzetebiliriz. Bugün insanların sevinçlerini ve kederlerini benzer bir şekilde dayanışma içinde yaşamaları onların bu köklerden ne kadar iyi beslendiklerinin bir kanıtıdır. Bu nedenle farklı insan gruplarını tanımanın en güzel yolu, onların mutlu veya acılı günlerindeki geleneklerini bilmekten geçer.
Bu noktadan hareketle ilk olarak kasabamızda birbirleriyle kaynaşmış iki toplumun, Arnavutların ve Patriyotların düğünlerini ve bu süreci nasıl yaşadıklarını anlatmaya çalışacağız…

ARNAVUT DÜĞÜNÜ

Anlatacağımız geleneklerin ve adetlerin birçoğu 80’li yıllara kadar uygulanmaktaydı. Ancak değişen hayat koşulları toplumun her alanında etkisini gösterdiği gibi, bu durum gelenek ve göreneklerin yaşatılmasını da derinden etkiledi. Bu nedenle daha çok eski zamanlardaki Arnavut düğünlerini sizlere anlatmaya çalışacağız.

Arnavut düğünlerini; kız isteme, çeyiz alma, kına gecesi ve düğün olarak sıralayabiliriz. Kız isteme olayına kısaca değinmemiz gerekirse erkek tarafından kız istemeye kimse gitmez (anne baba dahil ). Erkek tarafı kız tarafından bir büyüğü, genellikle kızın amcası veya dayısını vekil olarak görevlendirir. Kızı, erkek tarafı adına onlar ister. Düğünden bir hafta önce çeyiz alma işi gerçekleştirilir, çeyiz alma sırasında kız tarafından bir kişi (genellikle gelinin küçük erkek kardeşi) sandığın üstüne oturur ve damattan bahşiş ister.

Arnavutlarda düğün Perşembe sabahı yani düğüne üç gün kala portakal düşürme ile başlar. O gün her iki evde de sofralar kurulur. Bu sofralara eş dost ve akrabalar davet edilir, yemekler yenir, sohbetler edilir ve konuklara genellikle çay ikram edilir. Sofra toplantılarında yakın akrabalardan görevlendirilenler hizmet eder ve bu düzeni akrabalar arasından orta yaşlı bir erkek üstlenir. Düğünden önce bu toplantılarda akrabalardan bir iki kişi takıları ve verilen paraları bir kesede toplar ve kimin ne verdiğini uzunca bir listeye yazar. Erkek evinde ise, davul zurna Cuma gününden hazır bulunur.

Arnavutlarda kına gecesinin ayrı bir yeri vardır. Cumartesi günü sabahtan kız evinde kına gecesi hazırlıkları başlar. Büyüğünden küçüğüne kız tarafından akrabalar evin avlusunda tek sıra olarak dizilir, gelin herkesin elini tek tek öper. Bu bir saygı göstergesidir. Bir yandan bereket getireceği inancıyla evde un elenir. Kına gecesinde orkestra görevini gelinin arkadaşları üstlenir ve birlikte eğlenirler. Bu eğlenceye ne erkek ne de kız tarafından erkekler giremez. Kınada Arnavut gelinleri en az 4-5 kıyafet değiştirir. Kına yakıldıktan sonra gelin kınalı eliyle baba evinde bir duvara elini basıp kınanın izini çıkarır. Bunun anlamı evden ayrıldıktan sonra geride bir hatıra bırakmaktır. Bu iz yıllarca duvarda kalır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder